Dünyadaki bütün demokratik sistemlerde, temsilcileri seçmenin temeli genel seçimler. Yani, günümüzdeki popüler jargonla "sandık". Kısaca, seçimlerde en çok kişiden oy alan kişi/parti o seçimin galibi olur. Seçim sistemine göre, eğer yeterli oy alabilirse tek başına, alamazsa bir ya da birden fazla ortak ile iktidar kurulur. Bu iktidar, ülkeyi belirli bir süre için yönetir.
Yönetir ama, bu iktidar, ne kadar oy alırsa alsın, her istediğini yapmakta özgür değildir. Yani, bir kişi/parti %50 gibi bir çoğunlukla iktidarı ele geçirirse, kalan %50'ye kendi düşüncelerini empoze etmede özgür değildir. İktidar, hangi kökenden ve ne kadar çoğunlukla olursa olsun, bütün halkın ihtiyaçları için çalışmalıdır. Mesela, sırf kendisine çok seksi geldiği için, bütün kadınların pazardan muz ve patlıcan almasını yasaklayamaz. Ya da, normal, düz eğitim veren bir devlet okulunu, öğrencilere ve velilere sormadan bir gecede imam-hatip okuluna dönüştüremez.
Demek ki, "sandık" sadece demokrasinin tanımı olamaz. Her ne kadar seçimle iktidara gelmiş olsa da, tarihin en büyük diktatörü, bu ve benzeri yöntemler ile İkinci Dünya Savaşı'nı başlatmıştı. Müslüman olmayanları, ya da müslüman olsa da kendi mezhebinden olmayanları dışlamak, Hitler'in yahudileri dışlaması ile aynı derecede faşist bir tutumdur. Halkın bir kısmı o parti ya da lidere oy verdi diye, bütün oy verenlerin o kişinin her düşüncesine doğru diyeceğini düşünmüyorum.
Sevgili siyasal islamcılar. Demokrasi, sandıktan yüzde bilmem kaç oy aldıktan sonra, "ister asarsın ister kesersin" yönetimi değildir. İktidara geldiğiniz zaman insanlara bir yaşam biçimini dayatır ve ülkenizi ileri götürmek yerine geri kalmış dini ve siyasi kavgalara, intikam alma olaylarına girerseniz, yapacağınız işin "demokratik" bir yönü kalmaz.
Halkı cahilleştirdikten sonra o cahil halktan oy almak kolaydır, eğer cesaretiniz varsa iktidarınız döneminde bilimsel gelişmeyi öne alın ve eğitimli bir halk ile "sandık"a gidin. O zaman görürüz "delikanlı kim bakalım".

